PhotoGrid_1437960207203

Mineraldim öldüm ve bitki oldum,

bitki öldüm ve hayvan doğdum,

hayvan öldüm ve insan oldum.

Korku niye? Ne zaman daha ölümsüzüm?

Tekrar bir daha insan olarak öleceğim,

kutlu meleklerle beraber uçmak için,

hatta meleklerden daha öteye geçeceğim.

İnsanlar ikiye ayrılır; masallara inananlar ve inanmayanlar. Ben masallara inanıyorum çünkü o masallarda sözü geçen bir karakterin ciğerleriyle nefes alıyorum.

Bir balık telaşında çoğu zaman yorgun ve keyifsizim. Bir balık aklıyla unutkan ve sevimsizim.

Şanslıyım ki hayat bana insan olmanın rezilliği karşısında, tam bir soytarıya dönüşmeden hemen önce bir dönüşüm imkanı sundu ve bu dönüşümde tıpkı Kafka ansızın nasıl bir böceğe dönüşüverdiyse bende bütün bunaltıcı düşlerden uyanıp “Kırmızı Balık” olmayı seçtim. 

Eski bir şehirde ve çelimsiz bir nehrin kıyısında denizi düşleyerek büyüdüm.

Bir çok hata yaptım, aslında hatadan başka bir şey yapmadım.

İçimde hayata dair, insan olmaya dair, kadın olmaya dair keşfettiğim ne varsa kitaplardan öğrendim.

Tıpkı benim gibi masallara inanan insanlar tanıdım. Sahiden güzel insanlardı. Hala orada bir yerlerde çok güzel olmaya devam ediyorlar biliyorum.

Yine de Dostoyevski, Sartre, Kafka, Camus, Nietzsche, Lautremont, Cemal Süreyya, Tomris Uyar, Sylvia Plath, Furuğ, Tezer Özlü tanıdığım en güzel insanlardır.

Bugüne dek hatrı sayılır hiçbir başarı elde edemedim. İnsanlar beni alkışlarken annem sevinç  gözyaşları dökmedi. Sayfalarca yazı yazdım kimse okumadı. Kazanmak sayılırsa şayet, Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandım, 5 senedir okuyorum hala bitiremedim.

Çocukluğumdan beri çok mutlu olduğumdan zamanlarda bile hissettiğim şey, mutsuzluğun ve umutsuzluğun çok yakın bir yerde olduğu korkusudur. Yine de mutlu olmak için hiçbir çaba sarf etmem.

” Mutlu olmayı düşlemediğim bir hayat seçtim” derdi bir çocukluk arkadaşım. Okyanuslara ulaşmakla kalmayıp, gökyüzünde yıldız oldu şimdilerde. İşte o benim en büyük ilham kaynağım.

Masallara inanıyorum diye beni hayalperest sanmayın. Gerçeklik benim için herşeyden önemlidir ve acı vermeyen bir gerçeklik varsa ben onu bilmiyorum henüz. 

İşin özü şu balık halimle bir kaç kedinin karnını doyurmak dışında hiç kimseye faydalı olduğumu sanmıyorum.

Hayatı Tarkovski gerçekliğinde, Visconti estetiğinde, Woody Allen dramatikliğinde ve bir deli aklıyla yaşamak gerektiğine inanırım. Arka fonda ise Mahler no. 5 çalmalı illaki.

Hayat bir sanat eseri gibi yaşanmalı. Neden her kişi kendi hayatını bir sanat yapıtına dönüştürmesin ki? Neden şu ev ya da lamba bir sanat yapıtı olsun da benim hayatım olmasın?

Sevdiğim çok az şey olmasına karşı, uykusuz geceleri ve uzun uykuların ardından gelen uyanışları severim.

Özgürlükten çok, özgürlüğe giden yolları severim.

Hayallerimin gerçek olması değerlidir. Hayal kurmak hayallerimin gerçek olmasından çok daha değerlidir. Ancak hayallerime giden yolda olmak en değerlisidir.

Bu yüzden hikayenin sonunda Küçük Kara Balık’a ne oldu hiç merak etmiyorum.

Kendimi bildim bileli herkes gibi kendi masalımı yazmakla meşgulüm.

İlk olarak masalımı 2010 yılında paylaşmaya karar verdim. Kırmızı Balık ismini taşıyan 2 güzel blogum oldu ve en sonunda buraya taşındım.

Şimdi yaşanmış, yaşanmayacak olarak kalmış herşeyin üzerinden yıllar geçiyor.

Hala yüzmeye devam ediyorum ve hala sorguluyorum. Yaşlanıyorum. 

Daha çok şeyi seviyorum artık ve seviliyorum.

Sesim daha kısık çıkıyor belki, belki balık olmanın verdiği kolayca unutabilme yeteneğimin ardına sığınıp daha kolay ilerleyebiliyorum.

Yolda olduğumu daha fazla hissediyorum artık ve yolun sonuna daha çok yaklaştığımı. 

Büyükanne masalını bitirdi. On bir bin dokuz yüz doksan dokuz küçük balık “İyi geceler” dileyerek yatmaya gitti. Büyükanne de uykuya daldı ama küçük bir “kırmızı balık” ne yaptı ne ettiyse de uyuyamadı. Sabaha kadar denizi düşündü hep…” 

İşte benim masalım.

Küçük Kırmızı Balık benim !

Belki bir gün;

“Küçük Kara Balık hançeçiyle balıkçılın elinden kahramanca kurtulmuş ,” derim, herkese.

Kitaplar okuruz, filmler izleriz, şarkılar dinleriz, bisiklet süreriz, fotoğraflar çekeriz…

Yorulunca bir şiire yaslanırız.

Tamamlanırız.

bilge kepir

21.11.2014